Etik modern dünyada çoğu zaman, egemenlerin kendi siyasi ve ekonomik hedeflerini uygulamak için kullandığı en etkili ideolojik silah olma işlevini üstlenmiştir. Yaygın “etik ideoloji”nin kabaca iki felsefi kutbunun varlığından söz edilebilir. İlki; verili her durumun tikelliğine kayıtsız kalan ve kolektif bir “iyi” adına örgütlü, saygın bilim, sanat, demokrasi gibi entelektüel alanlara konumlandırılmış, tartışma ve müdahale olanaklarını peşinen yasaklayan evrenselleştirici kutuptur. Kantçı yaklaşımlarla ortak savlar içeren bu kutupta etik, genel “insan” özelliklerinin ya da haklarının soyut evrenselliği üzerinde temellenir. İkincisi ise, “Öteki”nin indirgenmez başkalığına eklemlenmiş Lévinasçı farklılaşma kutbudur. Etik burada kültürel “farklar”a gösterilen soyut saygıyla kodlanarak kurallaştırılır. Her iki kutupta da etik, “insan”ın edilgin, kırılgan, korunması gereken potansiyel kurban olduğu varsayımıyla temellendirilir.
Gerek başkalık kategorisine dayandırılan, yapıbozumcu, çok kültürcü ya da postkolonyal etik savları başat kılmadan, eşduyum ya da şefkat retoriği olmaksızın, gerekse programlanmış eylemi ayrım gözetmeyen evrensel gerçeklik ölçütleriyle haklı çıkarma dayatması içermeyen bilim etiği tartışmaları kuşkusuz olanaklıdır.
Emperyalizmi mümkün kılan donanıma sahip ve onun kendini yeniden üretebilmesi için gerekli düşünceleri üreten ve dağıtan iletişim bilgi endüstrisi, bilgi pazarı, bilgi rekabeti, bilgi işçiliği gibi kavramlar gündelik tartışmaların sıradan söylemlerine dönüştüğü günümüzde, üniversiteler sisteminin taşıyıcı sektörlerinden biri olarak kabul edilmektedirler.
Bilgiyi bir iktidar kipi olarak algılayan yaklaşımın tartışılmaz kabulüyle, küresel ölçekte büyüme arayışı sürecinde, amaçlar ile araçlar yer değiştirdi. Bu arada bilim etiği, araştırma ve yayın kalitesi kurallarına indirgenerek, bilginin üretimi ve insanlıkla paylaşımına ilişkin insanı önceleyen değerlerler, sayıları giderek azalan bir grup bilim insanının kaygısı olmasının dışında unutuldu.
Üniversite Konseyleri Derneği olarak bizler, üniversitelerde yaşanan etik-dışı uygulamaların, istisnai örnekler olmadığının bilincindeyiz. Bilim ve mistik inanışlar arasındaki farklar silikleştirilmeye çalışılırken, bilim insanı piyasaya bağımlı hale getirilmektedir. Bu uygulamalarla, üniversite, bilim, etik, bilim insanının sorumluluğu gibi kavramların içerikleri değiştirilmeye çalışılmaktadır. Bu yıl, ilkini düzenleyeceğimiz Etik Günü'nü, bu nedenle "Bilim Etiği" konusunda ayırdık. Akademinin tamamını ilgilendiren bu başlık altında, atama yükseltme ölçütleri, intihal, patent, teknoloji etiği, kamu kaynaklarının proje ve danışmanlık adı altında sermayenin hizmetine aktarılması, Avrupa Birliği ve NATO'nun çeşitli fonlar aracılığıyla üniversitelere müdahalesi, iktidar ve güç ilişkileri gibi konuları tartışmaya açacağız.
Üniversite Konseyleri Derneği her yıl düzenleyeceği Etik Günü toplantılarının ilkini bu yıl 5 Ekim'de İstanbul Üniversitesi Doktora Salonunda gerçekleştirecektir. Sizleri bu toplantıda aramızda görmekten mutluluk duyacağız. Davetimizi ilgi duyabilecek kişilerle paylaşmanızı rica ederiz.
Saygılarımızla,

Düzenleme Kurulu